Comparison between an intradermal skin test and allergen-specific IgE-ELISA for canine atopic dermatitis

Abstract

The aim of this study was to compare the results of an intradermal skin test (IDST) with those of an allergen-specific IgE-ELISA in 210 dogs with atopic dermatitis. All the dogs had a clinical diagnosis of atopic dermatitis and underwent an IDST. The sera of all dogs were analysed for allergen-specific IgE by ELISA using the monoclonal antibody D9 against dog IgE. IDST was used as the standard assay. In both methods, the following antigens provided a positive test result: Dermatophagoides farinae, Acarus siro, Tyrophagus putrescentiae, ragweed, mugwort and Lepidoglyphus destructor. ELISA had an overall sensitivity of 82.4% and an overall specificity of 93.8%. The overall accuracy of the ELISA was 91.3%. The evaluated monoclonal D9 ELISA was found to be a reliable tool for the diagnosis of those allergens that cause clinical atopy, and can be recommended for use in dogs when immunotherapy is a therapeutic option.

Tarpataki N1, Bigler BVajdovich PVörös K.

VETERİNER ALERJI TESTLERI BILGILENDIRMESI

Biocheck – RDA GRUP Veteriner Alerji Testlerini Yorumlama Bilgileri

Bu testle sınıf-1’den yukarı doğru alerjen-spesifik IgE seviyeleri ölçülmektedir. Hiposensitizasyon tedavisi, sınıf-1 ve yukarı seviye alerji değerleri için önerilmektedir.

Biocheck serumda alerji değerleri ölçüm testinin, diğer deri-altı ve in-vitro testlerle sonuçları benzer çıkmaktadır. Yani testin doğruluğu ve hassasiyeti çapraz uygulamalarla kanıtlanmıştır. Bu testle ortaya çıkan sonuçlar tedavi başlanması için karar verirken yeterli bilgi sunar. Hiposensitizasyon tedavisi ise genel olarak uzun dönemli problemler yaratan alerjenlerin pozitif olması durumunda uygulanmalıdır. Tedavide uygulanacak alerji aşılarının minimum düzeyde enjekte edilmesi en iyi seçenek olduğundan, özellikle belirli alerjenlere karşı bu tedaviyi uygulamaya gerek olmayabilir. Örnek olarak ağaç polenleri alerjileri sadece yılda kısa bir dönem (2-4 hafta) görüldüğü için, bu alerjilere karşı tedaviden sakınılabilir.  Küf alerjilerine karşı uygulanan desensitizasyon tedavileri insan aşılarında tartışmalı olduğundan hayvanlarda da ancak istisnai durumlarda uygulanmalıdır. Tedavi aşıları 4-6 alerjenden fazlasını içermemelidir. Aksi taktirde başarı şansı düşmektedir.

Belirli alerjenlerle ilgili açıklamalar

 Çimen Tipleri ve Çavdar

Alerji test panelimizdeki Çimen Mix göstergeni içerisinde Domuz ayrığı (Parmak otu), Güz Çiğdemi, Delice Otu, Çayır üçgülü(Çayır otu), Orman Salkımı, Kadife çimi gibi alerjenleri barındırır. Bu çimen tiplerinin her biri birbiriyle çapraz reaksiyona girebiliyor olsa bile, gene de gıda-spesifik ve tekil alerjik potansiyeli barındırırlar. Çavdar poleni çok güçlü bir alerjendir.

Ağaç Polenleri

Ağaçlar sadece yılın belirli ve kısa bir döneminde polen ürettikleri için hayvanlar üzerinde sınırlı bir etkileri vardır. Sadece bir ağacın poleni tarafından üretilen bir alerji çok nadir olduğundan dolayı gluko-kortizoid tedavisiyle kontrol altında tutulabilir.

Otlar

Ot alerjenlerinin hayvanlar üzerinde insanlar üzerinde olduğundan çok daha fazla ve güçlü etkileri bulunmaktadır. Çünkü hayvanlar sürekli olarak burunlarıyla yerle çok temas kurmaktadırlar ve yere yakın olduklarından alerjenlerin üreme kaynağına da yakın olmaktadırlar. Örneğin Yapışkan Otu Poleni Akdeniz Bölgesi’nde çok fazla görülmekteyken, Saman Nezlesi Poleni daha ziyade İsviçre dağlarından hava yoluyla güneye doğru inmektedir.

Akarlar

Ev Tozu Akarları: Dermato Farinae ve Dermato Pteronyssinus

Tüm yol boyunca görülmekle beraber daha ziyade geç yaz dönemi etkili olurlar (Nemli ve Sıcak bölgelerde)

Depo Akarları: Bitki Akarı, Un Akarı ve Gıda Paraziti

Depolanmış gıdalarda ve saman depolarında çok yüksek miktarda bulunur.

Son araştırmaların gösterdiği üzere ev akarları ve depo akarları protein yapısı olarak birçok benzerlik taşırlar. Akarlar genel olarak kuru havaya karşı duyarlı olduklarından, 1500m üzeri rakım seviyelerinde belirtiler genellikle azalır. Depolanmış kuru gıdalardaki akarlardan da taze hazırlanmış gıdalar hazırlayarak kurtulabilirsiniz.

Kaşındırıcı parazitik akarlardan bulunan her 7 köpekten 6’sında ev akarları ve depo akarlarına karşı spesifik IgE bulunamamıştır. Dikkat edilmesi gereken, insanlarda ektoparazitlerle çapraz reaksiyonları çok fazla görülmektedir. Benzer şekilde atopik bir köpeğin kaşındırıcı parazitik akarlarının olması ve bunlara karşı IgE geliştirmesi normaldir. (Genellikle belli başlı akarlar yüksek derecede kaşıntı ve deriyi aşındırma yapacak güçtedir.)

İğneli (Sokan-Isıran) Böcek Alerjileri

Salya ve ısırıklar birçok farklı tipte potansiyel alerjen barındırır. Bu alerjenlerin hiposensitizasyon tedavisi yoktur ve olduğu zaman da pek etkili değildir. Isırgan böcek alerjilerine karşı gelecekte yapılacak çalışmalar daha yeni tedaviler ortaya çıkaracaktır.

Küf ve Mayalar

Klado Küfü: Tahıl ve çimlerde bulunur. En çok da geç yaz zamanı oluşur.

Asperger/Penisilin Mayası: Organik maddelerin üzerinde, daha ziyade evlerin içinde ve şehirlerde, tüm yıl boyunca bulunur. En çok da Mayıs-Ekim ayları arası görülür.

Küf Mantarı

Bu alerjenin mayalara benzer mikropları genellikle vücudun sıcak ve nemli yerlerinde bulunur: Kulaklar, ağzın köşeleri, iç kısımlar ve kronik olarak değişen derilerde. Küf mantarıyla sıradan bir temas ve enfeksiyon halinde de IgE alerjisini kapmak mümkündür. Bu durumda tedavi daha zordur çünkü küf mantarı yeni deri problemlerine yol açmaktadır ve ek alerjik reaksiyonlar yaratır. Bu durumlarda ketakonazol ile oral tedavi çok önemli gelişmeler sağlar. Sıradan şampuanlar tekrar enfekte olma durumunu zorlaştırır ve hiposensitizasyon tedavi denemeleri önerilir.

 

SIK SORULAN SORULAR

Atopik Dermatit teşhisi bulunan hayvanların Hiposensitizasyon Tedavisi

Aşağıdaki sorular hayvan sahipleri ve veterinerler tarafından sıkça sorulmaktadır:

- Hiposensitizasyon ile tedavide başarılı olma şansı nedir?

Teşhis edilen ve tedavisine başlanan hastaların %70’inde tatmin edici iyileşme sağlanmıştır.

- Hayvanların desensitizasyonu yeterli midir yoksa ek tedaviler devreye sokulmalı mıdır?

Atopik dermatit veya alerjik akciğer problemi olan bir hayvanın kaşınma ve aşındırma (deride ciddi değişimler meydana getirir) yüzünden oluşan lezyonlarının kontrol altına alınması veya nefes alma semptomlarının düzelmesi için yoğun bir tedavi gereklidir. Atopinin en temel semptomu kaşınma-aşındırmadır ve hiposensitizasyon tedavisi bunları yok etmektedir.

- Hayvan iyileşene kadar ne kadar süre geçmesi gerekir?

En azından ikincil deri problemleri kontrol altına alınana kadar ve kaşınma itkisinin ortadan kalkmasına kadar tedavinin 1-2 ay devam etmesi gereklidir. Tedavi bu kısa sürede bitirildiği takdirde kaşınma itkisi 1-3 ay içerisinde tekrar geri gelir.

- Hayvanlara tedavi süreci boyunca ne kadar enjeksiyon yapılacaktır?

Başlangıçta, hayvana, alerji kombinasyonuna göre haftada 1 veya 2 uygulama yapılır. Daha sonraları, enjeksiyonlar arası süreler uzatılır.  Genellikle ilk tedavi evresini (1. Evre) tamamlamış hayvanlara, bakım evresindeki (Son Evre) ayda 1 kere enjeksiyon yeterli olmaktadır.

- Tedavi ne kadar sürer ve hayvan iyileşir mi?

Amerikan veteriner literatürüne göre alerjiyle teşhis edilen hayvanlar ömür boyu tedaviye devam etmelidir. Bizim alerjenlerimizle desensitizasyon tedavisi uygulanan hastalar iyileşmişlerdir. Tedavi her halükarda en az 3-4 yıl sürmelidir.

- Yan etkileri var mıdır?

Çok istisnai birkaç durum (daha fazla alerjen tolere edememe) haricinde herhangi bir yan etki tespit edilmemiştir. Bu tolerans gösterememe durumlarında da tedavi dozu ayarlanarak (azaltılarak) devam edilebilir. Bu tip yan etki durumlarında da kortizon uygulaması alerjik reaksiyonların semptomlarını azaltır.

- Eğer hayvanım tedaviye rağmen kaşınma ve aşındırmaya devam ediyorsa ne yapmalıyım?

Eğer hayvanların doğal yollarla kaptıkları alerjenlerin konsantrasyon seviyesi çok yüksekse kaşınma itkisi veya öksürme (hırlama) tekrar ortaya çıkabilir çünkü ağaçların çok yüksek düzeyde polen saçtıkları dönemlerde veya evinizin tamamen süpürgeyle temizlenmesi durumlarında bu alerjenler etrafa fazlaca saçılırlar. Bu tip fazla alerjen oluşan durumlarda hayvanın şampuanlanması veya uygun dozda uygulanan kortizon tedavisi problemleri kontrol altına alır.

- Tedavinin ilk haftalarında hayvanım çok daha iyiydi ama şimdi semptomlar tekrar ve daha yoğun olarak ortaya çıkmaya başladı! (Özellikle tedavi enjeksiyonu sonrası)

Çok az hasta hiposensitizasyon tedavisinde kullanılan aşılardaki maksimum doz alerjeni tolere edemeyebilir. Bu durumlarda, dozaj ayarlaması yapılmalıdır.

- Hayvanım daha iyi durumda ama bir dahaki enjeksiyondan hemen önce tekrar semptomlar gösteriyor!

Bu durumda hayvan normal uygulanan dozdan daha yüksek dozda alerjen düzeyi içeren enjeksiyona ihtiyaç duymaktadır. Bakım evresindeki (Son Evre) hayvanlar için dozu arttırmak yerine enjeksiyonlar arası zaman aralıkları kısaltılmalıdır. Örnek olarak ayda 1 yerine, 2-3 haftada 1 uygulanabilir.

- Tedavi başlangıç evresindeyken (1. Evre) gayet iyi gidiyordu ancak Bakım Evresi aşılama solüsyonuna geçilince semptomlar geri geldi!

İlk evre tedavisinin 3 numaralı solüsyonu ilk 2-3 ay içerisinde uygulanmalıdır. Bu süre içinde, solüsyon içerisindeki alerjen konsantrasyonu azalarak yok olduğundan (buzdolabında saklanmasına rağmen) aşılama etkisiz kalabilir. Öbür taraftan, hastaya yeni üretilmiş bir solüsyon aşı olarak uygulandığında da tolere edilemez derecede yüksek dozda alerjene maruz kalmış olabilir. İki durumda da hayvanlar kaşınma, aşındırma, hırıltı çıkarma ve deriye zarar verme semptomları gösterebilirler. Bu reaksiyonlar kortizon tedavisiyle anında kontrol altına alınabilir. Bu reaksiyonlardan kaçınmak için, ilk olarak 0,8 ml yerine 0,1 ml solüsyon enjekte edilmeli ve köpek takip eden birkaç saatte dikkatlice izlenmelidir. Herhangi bir reaksiyonla karşılaşılmadıysa, bir sonraki hafta tam doz (0,8) enjekte edilebilir.

 

SHIELD 500 - PERFORMANCE

Summary of Shield Tests – (November, 2013) 

The Shield is a breakthrough nanotechnology photocatalytic water purification system that uses LEDs to activate powerful chemical reactions that break down, remove, and inactivate contaminants. Water that enters the Shield passes through multiple reaction chambers filled with Puralytics’ solid-state nanotechnology mesh photocatalyst. Light generated by multiple high-powered LEDs saturates each of these reactions chambers, activating the material and treating the water. During treatment, chemical contaminants are mineralized by photo-redox reactions, metals are removed through photo-adsorption, and pathogens are inactivated due to advanced oxidation and direct UV-disinfection. 

 

Tumor M2PK vs. FIT Tests

Abstract 

Introduction Faecal immunochemical tests (FIT) are acceptable to a large part of the general population but used alone are poor at detecting adenomas. An ELISA which measures faecal M2-pyruvate kinase (M2-PK) has been shown to be useful for detecting colonic pathology. 

Aims To prospectively compare M2-PK and FIT in screening for colonic polyps and cancer in the second round of our pilot FIT-based Colorectal cancer screening programme. 

Read More